| Yüzyıllar öncesinden günümüze kadar uzanan, uğur getirdiğine ve yapılması gerektiğine inandığımız vazgeçilmez geleneklerden bazıları... | Beyaz gelinlik giymek adetten... Romalılar zamanından beri kutlamaların rengi olarak kabul edilen beyaz renk, o dönemlerden beri de gelinlerin gelinlik seçimine damgasını vurmuş durumda... 20. yüzyılın başında bu renk masumiyetin ve saflığın sembolü olarak öne çıkarken, günümüzde ise hem eğlence ve neşenin hem de saflığın rengi olarak kabul ediliyor. Pirinç bereketin simgesi! Düğün mekanına el ele girdikleri anda gelin ve damadın ellerine tutuşturulan pirinçlerin, modern düğün süslemelerine bir ek olduğunu düşünebilirsiniz. Ama yanılıyorsunuz. Anneanenizin veya babaannenizin düğün töreninde de bereket ve bolluğun simgesi pirinçler baş roldeydi! Pirinç yağmuru çifti kötülüklerden korumak, yeni yaşamlarının kazançlı ve bereketli geçmesini sağlamak için alınan ilk tedbir olarak bilinir.
Alyanslar sol ele! Mısır geleneğine göre, çiftin, aşklarının sembolü olarak sonsuza dek parmaklarında taşıyacağı alyans düğün günü takıldığı andan itibaren sol elde olmalı. Sağ elde taşınan alyansın uğursuzluk getirdiğine inanılır. Kalbe daha yakın tarafta yer alan sol elde taşınan yüzük, eşinizin kalbinde her zaman ilk sırada yer aldığınızı işaret eder. Kırmızı kurdele olmazsa olmaz... Gelinin zarafetini öne çıkaran gelinliğe ek olarak takılan kırmızı kurdele vazgeçilmez geleneklerden biri. Saflığı ve aşkı simgeleyen kırmızı kurdele, düğünün geç saatlerine kadar gelinin beline sarılı biçimde durur ve gelinliği tamamlayıcı bir aksesuar olarak kullanılır. Ayağına bas! Şüphesiz ki düğün törenlerinin en duygusal anı, çiftlerin evliliğe adım attıkları sonsuz yolculuğu simgeleyen evet sözcüğüdür. Gelin ve damadın bu sözü ile bütün davetliler alkış tutarak bu mutlu dakikaların tadını çıkarırken çift arasında büyük bir kapışma başlar: Kim daha önce diğerinin ayağına basacak? Davetlilerin de oldukça eğlenceli bulduğu bu telaş sırasında kim kimin ayağına önce basarsa, evde onun sözünün geçeceğine inanılır. Bu esnada davetlilerin çoğunlukla gelini desteklediğini belirtmekte fayda var. Mutluluk yakında! Çiftin bekar arkadaşları için de oldukça heyecanlı bir gündür, düğün töreni. Çift bir yastıkta beraber yaşlanmayı kabul edip şahitler huzurunda imzalarını attıktan sonra gelin, bekar kız arkadaşlarının adını ayakkabısının altına yazar. Geleneklere göre, ayakkabının altından en erken silinen isim en erken evlenecek arkadaşın habercisidir. Gelinliğe uygun olarak tasarlanan gelin çiçeği de ayakkabı kadar önemlidir bekar arkadaşlar için. Gelinin arkasını dönüp ters tarafa fırlattığı çiçeği yakalayan için mutluluk çok yakındadır. Düğün pastası Pasta verimliliğin ve iyi şansın sembolü olarak kabul edilir. Eski dönemlerde düğün törenlerinin sonunda gelinin başında ekmek kırılırmış. Davetliler de şans getirmesi için ekmek kırıntılarından alırmış. Ortaçağda ise gelin ve damat küçük ekmeklerden oluşan bir hale içinde öpüşürlermiş. 17. yüzyılda bir Fransız aşçı, bu ekmeğe daha güzel bir şekil vermiş ve düğün pastası ortaya çıkmış. Düğün pastası pek çok farklı çeşidi ve espirili süslemeleriyle günümüzde hala düğünlerin vazgeçilmez bir parçası olmaya devam ediyor. Gelini öpebilirsiniz! Gelini öpmek eskiden evlilik anlaşmasının mührü olarak kabul edilirmiş. Aynı zamanda gelinin ruhundan bir parçanın damada, damadın ruhundan bir parçanın da geline geçtiğine inanıldığı için bu gelenek günümüze kadar süregelmiştir. Şeker gibi düğünler... Yunan ve Roma dönemlerinden bu yana düğün törenlerinde tatlı yemek adetten. Romalılar?ın ve Yunanlılar'ın bala batırarak yediği bademler bugün yerini badem şekerlerine bıraktı. Sadakat ve sonsuzluk simgesi olan badem şekerleri düğün törenlerinin temasına uygun olarak farklı şekillere ve kutulara girse de amaç hep aynı: Bu gecenin mutluluğunun yıllar boyu sürmesini sağlamak. |