Doğanın en güzel tonları, havada aşk kokusu, egzotik mekanlar, büyülü müzikler, misafirperver yerli halk... Polinezya’ya balayı tatiline gitmek için en uygun zamanın mayıs ve ekim ayları arası olduğunu unutmayın!

Fransız  Polinezyası’nın hepsi birbirinden güzel 118 adası, birbirine sokulup beş takım ada oluşturarak okyanusun maviliğinde buluşuyor. Sosyete’nin güzelleri dendiğinde akla gelenler, öncelikle Tahiti (Papeete, Tahiti Müzesi, adaları ve Paul Gauguin Müzesi), Moorea, Huahine, Bora Bora, Maupiti, Raiatea ve Tahaa... Tuamotu takım adalarında ise büyüleyici ortamlarıyla Rangiroa, Tikehau ve Manihi gibi romantik adalar var. Zamanın durduğu Markiz adaları, Paul Gauguin’in ve Jacques Brel’in izlerini taşıyor. Güney Pasifik’ teki son yerleşim Australes ve Gambier takımadalarıyla da doğanın ve aşkın en saf haliyle yaşandığı yerlere ulaşıyorsunuz.

Deniz altı hazineleri…

Lagünler beldesi... Berrak mı berrak sularında kayık ya da katamaranla veya cam zeminli teknelerle tura çıktığınızda her an sizi büyüleyecek sürprizlerle karşılaşıyorsunuz. Ayrıca ister acemi olun ister deneyimli bir balıkadam, yıl boyunca dalış yaparak köpek balıklarından kedi balıklarına kadar derin suların yırtıcı balıklarını yakından görme heyecanını da yaşayabiliyorsunuz. Haziran ayında Manihi ve Fakarava’da orfozların, temmuz ile kasım ayları arasında da kamburlu balinaların muhteşem balesi görülmeye değer. Ama bir konuda Bora Bora rakipsiz, zira kedi balıklarının her türlüsünün geçit yeri bu adanın hemen yakınında, özellikle de leopar türünün yüzlercesini bu sularda gözlemek mümkün!

Rakipsiz mücevherler…

Tahiti incisi olarak dünyaya nam salan kültür incileri 1829’larda iki biyolojistin parlak bir fikri sonunda ortaya çıkarıldılar. Bu değerli incilerin elde edilmesi için midyelerin içlerine düzgün kürecikler aşılanıyor ve bunlar bir süre sonra muhteşem güzellikte birer inci olarak toplanıyorlar. Manihi, Fakarava ve Gambier adalarındaki inci çiftlikleri ve Tahiti’deki Robert Waninci Müzesi mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerler.

Maohi kültürü ve doğal ortamlar...

Tahiti ve adalarının tüm büyüsünü yoğun bir şekilde yaşayabilmek için adalararası bir gezi programı yapmalısınız. Bu sayede hem alabildiğine yemyeşil zirveleriyle insanı şaşırtan yüksek adaları görürsünüz hem de suları ardarda zümrüt yeşilden turkuvaz maviye dönüşen alçak mercan adalarının tadını çıkarırsınız. Ayrıca tam anlamıyla adaların havasını solumak için 4x4’lerle Tahiti’nin bakir vadilerinde ve ya Huahine dağlarında keşif turlarına çıkmalı, Bora Bora’nın ıssız doğasında yürüyüşlere katılmalı, Moorea’da at safari yapmalı, Raiatea’da sportif balık avına çıkmalısınız.

Egzotik tatlar ve el sanatları…

Polinezyalılar hasır ve örme konusunda çok ustalar. El sanatları ustaları size birbirinden güzel hasır şapkalar, sepetler ve örtüler gösterecekler. Ayrıca ağaç oymacılık sanatındaki ustalıklarını gösterdikleri birbirinden güzel heykeller de ilginizi çekecektir. Sadece bu kadar da değil. Göreceğiniz, tadacağınız o kadar çok şey var ki: sedef takılar, Tahiti tiare çiçeği kokulu hindistan cevizi yağı ile hazırlanan monoi, cıvıl cıvıl renkli çiçek desenli (ti fai fai) pareolar ve örtüler...Büyülü müzikleri ve dansları ile unutulmaz bir balayı sunan Polinezya’da ağız tadı da yaşama sevincinin bir parçası ve damak tadı konusunda gerçekten de benzersiz seçenekler sunuyorlar... Egzotik meyve ve zengin çeşitte balık bolluğu ile hazırlanan sofralarıyla tatilinizin tadı damağınızda kalacaktır. Hindistan cevizi sütü veya yeşil limon suyuna batırılmış Tahiti usulü çiğ balık dünyaya ün salmış.

Geleneksel Tahiti dövmeleri…

Maoi kültürünün geleneksel uygulaması olan dövmelerin yapımında hayvansal, bitkisel ve geometrik şekiller kullanılıyor.Aynı şekilde dans da Tahiti kültürünün önemli bir parçasını oluşturuyor. Tahiti danslarının en görkemli gösterisini, temmuz ayında Papetee’de Toata meydanında gerçekleştirilen büyük Heiva’da izleyebilirsiniz.

Konaklama için öneriler…

Polinezya otelleri, bütün dünyada konuklarına sunduğu servis, konfor ve eğlenceyle tanınıyor. Kazıklar üzerinde doğrudan deniz üzerinde sıralanarak pencereleri okyanusa açılan lüks bungalowlar da ilk defa Polinezya’da yapıldı. Son zamanlarda ise, yeni bir otelcilik anlayışı ile daha ekonomik ama aynı misafirperverliği gösteren butik oteller yaygın. Seçim sizin! Ayrıca denize açılmak için de seçenekleriniz çok; lüks bir gemi ile tura çıkabilir, yat ya da eski zamanlardaki gibi keşif gezisi yapmak üzere bir yelkenli de kiralamanız mümkün.